Embriyoların beslenip gelişebilmesi için rahim iç zarına tutunması gerekiyor. Eğer embriyoyu çevreleyen zar gereğinden kalınsa rahime tutunma işlemi gerçekleşemez ve gebelik olmaz. Embriyonun rahim duvarına tutunmasını kolaylaştırmak amacıyla bu zar çeşitli işlemlerle inceltilebilir ya da bir kısmında küçük bir delik oluşturulabilir. Geçmiş yıllarda bazı kimyasal maddeler ve enzimler kullanılarak yapılan bu işlem artık lazer sistemi ile yapılabiliyor. Lazer daha önce tüp bebek yöntemiyle gebelik elde edememiş kişilerde, 35 yaş ve üstü kadınlarda kullanılıyor. Ayrıca genetik tanı için biyopsi yapılacak embriyolara, dondurma-çözme sonrası elde edilmiş embriyolara daha önceki denemelerde iyi kalitede embriyo elde edilemeyen vakalara, fsh hormonu sınırında ya da yüksek olan olgularda uygulanıyor.
      Tüp bebek uygulamasında belirlenmiş ilaç kombinasyonları var. Bu kombinasyonlar geniş çaplı araştırmalar sonrasında oluşturuluyor. Hastayı değerlendirdikten sonra elde edilen sonuçlara göre uygulan ilaç protokolü seçilir. Tedavi sırasında kan hormon düzeyleri ve ultrason ile hastayı sıkı takip ederek gerekli doz ayarlaması yapılır. Buna rağmen tüp bebek tedavisi istenildiği şekilde sonuçlanmamışsa tedavi sırasında elde edilen bilgiler yeniden gözden geçirilir. Bir önceki tedavi sırasında seçilen ilaç protokolüne hasta nasıl cevap vermiş bu durum değerlendirilir. Mesela hasta, ilaçlara beklenenden daha hızlı ya da yavaş yanıt vermiş olabilir. İşte bu tür bilgiler gözden geçirilip bir sonraki denemede ilça protokllerinde değişiklik yapılabilir. Ancak bu her başarısız tedavi ilaç protokolü yüzünden olur anlamına gelmemektedir. Tedavi başarsını etkileyen başka birçok neden olabilir.
    Tüp bebek tedavisinin tekrarlanmasında sayı sınırlaması yok. Yumurtalık kapasitesi ve erkeğin sperm durumu elverdii sürece istendiği kadar deneme yapılabilir. Bir yıl içerisinde üç yada dört uygulama mümkün. Fakat genellikle aynı yıl içinde dörtten fazla uygulama önerilmiyor. İlk denemelerde uygun sayıda sağlıklı embriyo elde edilmişse bu embriyolar dondurularak daha sonraki denemelerde kullanılmak üzere saklanabilir. Böylece hem kadının ilaç alması sınırlanır hem de takip tedavilerin masraflarını düşürür.
     Kadında bazen fazla miktarda insülin direnci var ise, vücut şekeri olması gereken sınırlarda tutabilmek için olması gerekenden fazla insülin çıkartıyor ise bu fazla miktardaki insülin polikistik over denilen hastalığı ortaya çıkarabiliyor. Bu da düzensiz adet görme tüylenmede artış durumlarını ortaya çıkartıyor. Eğer bu sorun düzeltilirse herhangi bir probleme yol açmaz. Eğer diyabet bütün organlara zarar vermediyse erkeklerde ciddi sertleşme dışında kısırlık yaşanmaz.
0 comments tatli_cadi | Genel Sağlık, Kadın Sağlığı |
    Eskiden hasta üç ayda bir kontrole gelirdi o anki duruma göre müdahale edilirdi. Ama şimdiki şeker ölçüm cihazları en fazla %5-10 hata payıyla şeker hakkında bilgi veriyor. Hasta evde yapılan ölçümü doğru şekilde takip edip doktoruna sonuçları getirirse ilaçları daha kolay değişir. Hele de hasta insülin kullanıyorsa evinde ölçüm yapılmalı. Bir evde ölçüm yapan cihazlar şekeri her zaman gündemde tutuyor. Kişi bir süre sonra şekeri olduğunu unutuyor. Ama sürekli parmaktan şekerini ölçerse olası yüksekliklerde gereken değişiklikleri yapar.
evde ölçüm yapma zamanı hastadan hastaya değişir. Mesela gebelik diyabeti söz konusuysa 6-7 defa şekere bakıldığı oluyor. En çok şeker ölçümüne dikkat edenler anne adaylarıdır. Onun dışında en azından günde 2 defa şekere bakmak faydalıdır. Bir gün sabah aç ve tok bakılır, bir sonraki gün öğlen aç ve tok bakılır. Bir sonraki günde akşam aç ve tok bakılır.
evde şeker ölçümü yapılmadan önce eller mutlaka yıkanmalı.yıkandıktan sonra parmağın ucunun yan tarafları delinir. Ancak burada ilk damla kan alınmamalıdır. İkici damlayı bir kez sıkıp çıkan kandan bakılır. Parmaktan ekstra kan çıkmasına gerek yoktur.
    Hafiften bulantı ve halsizlik, konsantrasyon kaybı, çarpıntı baÅŸlar, soÄŸuk bir terleme olabilir. Bu çoÄŸu zaman vücudun ikazıdır. Yani vücut “acil ÅŸeker gönder kötü ÅŸeyler olacak” demeye çalışır. Vücudun bu ikazı dikkate alınmazsa kan ÅŸekeri daha fazla düşer, beyindeki hücrelere ÅŸeker gitmez. Bu durumda derin komaya kadar giden ÅŸuur kayıpları görülebilir.
ara ve ana öğünleri zamanında yemeliyiz. EÄŸer o gün fazladan egzersiz yapılacaksa alacakların ilacın dozu azaltılmalıdır. Ya da hipoglisemi belirtileri varsa doktorlarıyla konuÅŸup ilaçları konusunda yeni bir ayarlama istemeliler. İlaç kullanan diyabetikler çantasında meyve suyu taşıyıp 2 bisküviyle bunu yiyebilir. Gece baÅŸucunda meyve suyu bulundurabilir. ÇoÄŸu zaman ağızdan gıda almakla hipoglisemi düzelebilir. Bazı durumlarda ÅŸuur kapanıklığı ortaya çıkarsa ağızdan gıda vermek çok tehlikelidir. Böyle durumlarda bir cankurtaran vardır. “glukagon ampul” insülün kullanan diyabet hastalarının bir tane evlerinde bir tane de iÅŸ yerlerinde ub kullanıcıdan bulunması gerekir.
Â
    Böbrek üstü bezli yeteri kadar hormon çıkartamazsa, tiroit hormonları fazla miktarda çalışır ya da az miktarda çalışır ise, bağırsaklarda bir sorun varsa, yani kişi mide ameliyatı gibi bir operasyon geçirdiyse bu kişilerde hipoglisemi görülebilir. Vücutta özellikle pankreasta yerleşik olan aşırı miktarda insülin salgılayan bir tümör varsa bu kişilerde şeker düşüklüğü yani hipoglisemi ortaya çıkabilir. Ama bugün en çok görülen şey, tip 2 diyabetin erken devrelerde görülen vücudun hücre içerisindeki insüline karşı olan direnci aşabilmek amacıyla olması gerekenden fazla insülin çıkarmasıyla gelişir. Genellikle biraz kilolu insanlardır, aç kalmaya tahammül edemezler, akşam eve gelip yemek yiyip televizyon karşısında uyumak isterler ki bunlar genel olarak şeker düşüklüğünün belirtileridir. Birde diyabet tanısı konup ilaçlara bağlı olan hipoglesimiler söz konusudur.
    İnsülin veya şeker düşürücü ilaç dozu fazla gelirse, kişi insülini alıp yemek yemeyi unutursa, şeker düşürücü hapını, insülini alıp her zaman yaptığından daha fazla hareket ederse, ara öğünlerini yapmazsa ya da her zamankinden az yerse hipoglisemi görülebilir.
    Aşağıdaki sorulardan en az dördüne evet diyorsanız guatrınız olabilir.
1. Kalp atımlarınız çok yüksek veya çok düşük olduğunu saptadınız mı?
2. Boynunuzda sıkışma ve gerginleşme hissi var mı?
3. Terleme ve saç dökülmesiyle sıklıkla karşılaşıyormusunuz?
4. Son zamanlarda aniden aşırı kilo aldınız mı ya da veridiniz mi?
5. Cildinizde dökülme, kuruma veya mat bir görünüm varmı?
6. Ani sinir atakları veya gün içinda uyuklama yaşıyor musunuz?
7. Bacaklarınızda şişlik oluyor mu?
8. Soğuğa veya sıcağa karşı tahammülsüzlüğünüz son zamanlarda arttı mı?
9. Kabızlık, ishal veya karında ağrı atakları yaşıyormusunuz?
10. Unutkanlık yaşıyormusunuz? Ya da kendinizi depresyona meyilli hissediyormusunuz?