AKUPUNKTUR VE TARİHÇESİ….
Latince acus ve puncture kelimelerinden oluşur yani iğne ve batırma…. Çelik, altın veya gümüşten yapılmış iğnelerin akupuntur noktalarına batırılması ile ugulanmakta ve uzun zamandan beri birçok hastalığın tedavisinde kullanılmaktadır.
Çin akupunurunun 3000 yıllık tarihi bulunmaktadır. Uzak doğuda taşların sivriltilerek derinin belirli yerlerine batırılması birtakım hastalıkların tedabisinde kullanılmaktaydı. Bu uygulamaya BİAN adı verilmişti. İlk çağlarda yapılan kazılarda taşlardan yapılmış iğneler bulunmuş daha sonra bu taşların yerini kemik ve ağaçlardan yapılan ince çubukların aldığı görülmüştür. Milattan önceki dönemdeki kazılarda akapuntur iğneleri hem de tıbbı problemlerin tartışıldığı yazıtlar bulunmuştur. Han hanedanı zamanında çin tıbbının hem teorik hem de pratik uygulamalarının temelleri belirlenmiştir. Bu dönemde ying ve yang beş element, kanal teorileri ve çeşitli iğneleme yöntemleri açıklanmış bulunmaktadır.
Akapuntur üzerinde yapılan çok geniş yönlü araştırmalar çinde 1965 tarihinde oluşan kültür devriminden sonra başlamıştır. Bugün başta Fransa, Almanya, İngiltere, ve Avusturya olmak üzere bir çok ülkede tıp fakülteleri bünyesinde akupunur eğitimi verilmektedir.
AKUPUNUR NOKTALARI VE ÖZELLİKLERİ
Akupuntur uygulama deriye ve deri altındaki kas dokularına yapılmaktadır. Uygumla sonrasındaki her türlü uyarıdan deri ve deri altı kas dokusu etkilenir. Akupunktur noktalarının yüzde yetmiş seksen kadarı tetik noktaları ile aynıdır ve bir çoğunun kasların motor noktaları ile aynı olduğu belirlenmiştir.
Akapunktur noktaları düşük elektriksel dirence sahiptir. Bu özellikten faydalanılarak bazı cihazlar geliştirilimiştir. Bu cihazların iki eletrotlarından biri, akupunktur noktaları arama amacına yönelik olup kalem ucu biçimindedir. Diğer elektrod ise hastanın elinde tutacağı şekildedir. Bu arama elktrodu akapunktur noktalarına geldiğinde özel bir ses ve ışık sinyali verir. Bu noktaya uygulanan iğne stimülasyonu çoğunlukla deride yavaş adapte olan resptörleri uyarır.
