AİLE PLANLAMASI….

This item was filled under [ Aile Planlanması ]

Toplumların eğitim düzeyi yükseldikçe, doğurma oranı azalır. Bu, doğum kontrolu ve kürtaj uygulamalarının sonucunda oluşmaktadır. Zamane kadınları eskisine göre ilk adetlerini daha erken yaşta görmekte ve cinsel ilişkiye daha erken başlamaktadır. Doğum oranı azaldığı için, emzirme doğum kontroluyla ilgili önemli bir etki de göstermemektedir. Bu sebeple, herhangi bir doğum kontrol yöntemi kullanılmadığı takdirde, çocuk sayısını sınırlandırmak bugün daha güçtür. Yaygın olarak kullanılan doğum kontrol yöntemlerini şunlardır.

*. Doğum Kontrol Hapı

*. Uzun etkili doğum kontrol yöntemi (enjeksiyon,implant vs)

*. Spiral

*. Bariyer yöntemi (diafram, spermisid, prezervatif vs)

*. Doğal yöntemler (takvim ve çekilme yöntemi)

*. Cerrahi sterilizasyon (kısırlaştırma)

Ülkemizde bunlardan hangisinin ne oranda kullanıldığı hakkında yeterince bilgi sahibi henüz değiliz. fakat gelişmiş ülkelerde, en çok kullanılan yöntem doğum kontrol hapıdır. özellikle cinsel yolla bulaşan hastalıklar sebebiyle, son yıllarda prezervatif kullanımı da çoğalmıştır. Daha çok kadınlarda olmak üzere, her iki cins için de cerrahi kısırlaştırma yöntemi kullanımında dikkatli bir artış gözükmektedir.

Aile planlaması yöntemlerini şöyle de sınıflandırabiliriz:

1. Dönüşümsüz yöntemler: Sonradan hiç çocuk istemeyen çiftler için cerrahi kısırlaştırma yöntemi idealdir. Bunun tekrardan düzeltilmesi mümkündür ama, çok düşük bir olasılıktır. Yan etkilerinin çok az olması ve basit bir yöntem olması nedeni ile tercih edilir. Erkek kısırlaştırması, lokal anestezi altında 10-15 dakika süren bir işlemle gerçekleşir. Kadın kısırlaştırma işlemi ise, genel anestezi altında laparoskopik yöntemle 15 dakikada yapılan ve hastanın aynı gün evine gönderildiği, basit bir cerrahi müdehaledir. Açık ameliyat (minilaparoto-mi) ile yapılırsa hasta birkaç gün hastanede kalabilir. Başarısızlık oranları, erkek sterilizasyonunda % 0.1-0.15, kadın sterilizasyonunda ise % 0.2 civarın-dadır. Yapılan çalışmalar, cerrahi yöntemlerle kısırlaştırılan kadınlarda yu-murtalık kanseri görülme sıklığının azaldığını ortaya koymuştur. Kısırlaştırma işleminin, cinsellik üzerinde olumsuz bir etkiye sahip olmadığı gösterilmiştir. Adet kanamaları üzerindeki etki ise, kesin değildir. Çoğu yayında adet kanamalarında değişiklik olmadığı bildirilmektedir fakat bazen kanamada artış görülmektedir.

2. Dönüşümlü yöntemler: Daha sonra çocuk isteyen çiftlerde uygulanır. Hastanıntercihine, kullanıma engel oluşturan bir hastalığının olup olmamasına ve entellektüel durumuna göre farklı yöntemler seçilebilir. Başarısızlık oranları, bazı yöntemler için hastanın uygulamadaki başarısına göre değişir. Takvim yöntemi % 9-25, çekilme yöntemi % 4-19, kombine doğum kontrol hapları % 0.1-3, yalnızca progesteron içeren haplar % 0.5-3, spiral % 0.1-2, cilt altı implantları % 0.05, depo enjeksiyonlar % 0.3, spermisidler % 6-26, servikal kep %9-40, diafram+sper-misidler % 6-20 ve prezervatif % 3-14 başarısızlık riski taşır. Doğum kontrolunun yetersiz uygulanması, kürtaj oranlarında artışa yol açar.Bu, hem halk sağlığı hem de ekonomik açıdan çok daha fazla maliyet getirir.Ayrıca, giderek yaygınlaşan cinsel yolla bulaşan hastalıklar da gözönüne alınarak hastaların bilinçlendirilmesi ve özellikle birden fazla partneri olan kişiler için prezervatif kullanımının özendirilmesi gerekir.

Rate this topic:
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (No Ratings Yet)
Loading ... Loading ...
Popularity: 9 views
You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

Leave a Comment